RAPUNZEL

RAPUNZEL

Bir zamanlar ülkenin birinde çocukları olmayan bir çift yaşarmış. En büyük dilekleri şirin mi şirin, sevimli mi sevimli bir bebekleri olmasıymış. İyi kalpli kadın ve kocasının dilekleri karşılık bulmuş ve kadın hamile kalmış.

Aşeren kadının canı karşı komşusunun bahçesindeki kuzukulağı otlarından çekiyormuş. Ancak komşusu o kadar nemrut, o kadar sert mizaçlıymış ki; ne kadın ne de kocası, komşularından kuzukulağı istemeye bir türlü cesaret edememiş. Hamile kadıncağız hastalanmış, sararıp solmuş. Karısının bu durumunu gören adam komşunun bahçesine gizlice girip bir demet kuzukulağı koparmış. Bunu gören komşu kadın adama hiddetle saldırmış. “Aldığın kuzukulağının karşılığı olarak doğacak bebeği bana vereceksin!” demiş. Ve öyle de olmuş…

Bebeği, küçük kıza ‘kuzukulağı’ anlamına gelen Rapunzel adını veren kötü kalpli komşu kadın büyütmüş. Üstelik kapısı olmayan çok yüksek bir kulede… Rapunzel’in kuleden dışarı çıkmasına asla izin vermiyor; kendisi de kuleye pencereden giriyormuş. Bunun için bir de yöntem bulmuş. Güzel Rapunzel uzun, upuzun saçlarını aşağı sarkıtıyor, kötü kalpli kadın da kuleye Rapunzel’in saçlarından tırmanıyormuş.

Günlerden bir gün ormandan geçen yakışıklı bir prens, kulenin penceresinde gördüğü Rapunzel’e aşık olmuş. Kadının kuleye saçlara tutunarak tırmandığını keşfedip, aynı yöntemi kendisi de denemiş. Kötü kalpli kadının sesini taklit etmiş ve “Rapunzel, sarkıt saçlarını da yukarı geleyim” demiş.

Rapunzel, saçlarına tutunarak yukarı çıkan prensi görünce başta çok korkmuş ama çok geçmeden yakışıklı prense aşık olmuş. Prens genç kızı hapsedildiği bu kuleden kurtarmak istemiş. Ancak kötü kalpli kadın Rapunzel’in saçlarını kesip, onu kuş uçmaz kervan geçmez bir yere bırakmış. Kendisi de pencereden aşağıya Rapunzel’in kesilmiş saçlarını sarkıtarak kulede prensin gelmesini beklemiş. Prens Rapunzel’i kurtarma hayaliyle tırmandığı kuleden aşağı düşmüş.

Yakışıklı prens düşerken gözüne batan dikenler nedeniyle kör olmuş. Gözleri görmeyen genç adam çaresizce güzel Rapunzel’i her yerde aramaya başlamış. Gece demeden gündüz demeden, soğuğa, kışa, yağmura aldırış etmeden sevdiği kızı aramış. Bir kaç yıl sonra Rapunzel’e rastlamış. İki sevgili kavuşunca mutluluk gözyaşları dökmüşler. Rapunzel’in gözyaşı damlaları prensin görmeyen gözlerine şifa getirmiş. Genç adamın gözleri açılmış. Kötü günleri geride bırakan sevgililer evlenmiş ve sonsuza dek mutlu yaşamış.